Diyorlar ki bana:"Gülüşün dünyaya bedel, hayat dolusun."
Vallahi yalan bu gülüşler. Çok iyi rol yaparım, tiyatrocu olmalıydım. Şu gülen maskemin ardındaki ağlayan gözlerimi bir görebilseler... Komik adam diyemezler herhalde.
"Alem çocuk" diyorlar bir de. Ben kendi alemimde, onlar dünyalarına renk kattığımı düşünüyorlar kendilerince. Dedim ya, çok iyi rol yaparım.
Boşa değil esprilerim. Hep kendimi güldürmek istedim. Hatta öyle ki bazen aynanın karşısına geçip kendime espri yaparım, biraz güleyim diye. Ama olmaz. Yalnızken olmuyor.
Geceleri yastığa başımı koyduğumda uyuyan bir insan değilim. Sabahlara kadar düşünürüm ailemi ve seni. Yatağımdaki dönüşlerimi sayarım sana dönüşlerimle birlikte. Eşit olur sayısı, aldırmam, bir dönüş daha yaparım sana doğru.
"Bugün de uyuyamadım, gün sabah oldu." dediğim günler çok olur benim. Uykusuzluktan şişmiş gözlerim.
"Bugün de akşam oldu, bir seni göremedim." derim içimden akşamları. Ankara sokaklarında bir sürü Haluk Levent, Cem Yılmaz, Özlem Tekin maketi görürüm. Arada 'Zeki Müren'ler de çıkar. Aldırmadan yürürüm.
Senin maketine bile razıyken senin hiçbir şeyini bu şehirde bulamamak kahreden beni. Belki bir köşeden çıkarsın diye şehrin tüm köşelerini döndüm. Çarpıp kitaplarını düşürdüğüm kızlara bile içten bakmadım. Türk filmi gibi. Aklımda hep sen, Belgin Doruk misali. Üstelik güzel olduğun kadar küstahsın da...
Senin nereni sevdi bu yürek? Nereni sevdi de kanı böyle hızlı pompalıyor hasta vücuduma? Şimdilik bilmiyorum ama, iyi bir dahiliyeci biliyorum. Kendisi uzaktan aile doktorumuzdur. O da olmazsa hacı-hocaya falan takılacağım. Belki bir kez olsun işe yararlar.
Bir muska beklentisi benimkisi. İçinde senin siluetin olan bir muska. İçinde aşkımızın, engellerimizin ve yaşanmamışlıklarımızın olduğu bir muska.
Öyle kuvvetli bir hoca öner ki ortalığı darmadağın etsin. Seni bana aşık etsin. Yalvar bana gitme diye. Çünkü muskanın yan etkilerinden ötürü seni terk edeyim. Çellocu bir kızla çıkayım. Sen kıskan, ben kıskandırayım. Paparazzilere pozlar vereyim sana nispet. Hatta "Aramızda bir şey yok, yalnızca arkadaşız"larla sana ümit vereyim. Sen de uyuyama geceleri sırtını şehre dönüp. Sabahı sabah et. Et ki aklın başına gelsin!
Tamam anladık, güzelsin. Ama bir insanım ben sonuçta. Yakışıklı değilim, biliyorum. Burnum babama çekmiş, gözlerim bana.
Gözlüklerim gözlerimin anlatmak istediklerine engelse dahiliyeci yerine bir göz doktoruna gideyim. Bana ince camlı, anlammatik bir gözlük versin. Rahat göreyim seni. Yüz metreden seçebileyim mesela. Gördüğüm yerde öldürebilecek kadar kadar görebileyim seni. Ama bu öyle bir gözlük olsun ki aramıza giren öteki bana göre üçüncü şahısları görmesin bu şiş gözlerim.
Uykusuzluktan düşünmüyorum seni, seni düşündüğümden uyuyamıyorum. Bu artık benim için ekmek yemek gibi bir şey oldu. Fırıncılar anlar beni, manifaturacılar, çaycılar, marangozlar...
Bir sen anlamazsın! Anlama sorunun için iyi bir doktorun kartını verebilirim. Bizim eski bir dost. Sorununa çözüm getirebilir. Daha doğrusu sorunumuza. Sen benim sorunumsun, ben de senin. Ortak, nur topu gibi bir sorunumuz var yani. Bir ortak özelliğimiz daha çıktı görüyor musun? Görmüyorsan sana da bir gözlük alabiliriz. Sorunmatik olmak kaydıyla...
Seni check-up'lara göndermek isterdim. Ama oranı buranı yoklayan, kurcalayan doktorlar gözümün önüne geldikçe tüm doktorları öldüresim geliyor. Aman kendine dikkat et. Hasta falan olma.
Şu vasati 40 aşk olan kalbimin 41. aşkı olman benim ve dolayısıyla senin için büyük sıkıntı. Sıkıştırıyorsun kalbimi. Çapraz cep telefonu ateşine tutulmuş bir kalp pili sahibi gibiyim.
Seni şu kadarcık sevmiyorsam oysunlar beni. Hatta isteğe göre içime bade bile koyabilirler.
Ben her mevsim aşık olurum bir tanem. İzi kalır kalbimde ama unuturum. Bir seni unutamıyorum.
"Aşk bu olmalı" dedim kendime. İki aşk yanımdan geçerken "Hey Dünyalı! biz dostuz." dediler. "Aşk dostluğa dönüşebilir mi?" diye sordum. "Şu Dünyalılar da ne tuhaf insanlar." deyip yanımdan hızla uzaklaştılar.
Neyse, şimdi biraz uyumaya çalışmalıyım. Anlaşılan seni rüyalarım dışında göremeyeceğim. Uyumalıyım.. uyumalı... uyuma.. uyu.....
-Telefon mu çaldı?
mustafa akyol

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder