Bugün oturduğum bu kümesten bozma mekanın kirasını ödemem için son gün ve benim cebimde 1 lira yok... Birazdan ev sahibi Rıza amca gelecek kapıya... Sonra ödemem konusunda rıza göstereceğini sanmıyorum Rıza amcanın! Yine de şansımı deneme acizliğine girişecek ve onun karşısında kendimi küçülteceğim.
Bu evi ilk tuttuğumda bana sorulan sorular geldi aklıma. Ülke siyasetinden dem vurup benim bir "yasadışı terör örgütü" ile bağlantımın olup olmadığını anlamaya çalışmışlardı. Bu "yasadışı terör örgütü" lafına da hasta oluyorum. Yasa içi terör örgütü olunabilir mi acaba? Bunun için nereye başvurmak, hangi izinleri almak gerekebilir? Mesela böyle bir başvuruda bulunsam bana yasa içi terör örgütü olabilmem için bir izin belgesi verilse, burasını örgüt evi yapsam, bunu kiradan düşebilir miyim acaba?... Bir de çapkın olup olmadığımı anlamak için sordukları sorular vardı ki en çok da onlar hoşuma gitmişti. Kendimi birden potansiyel bir çapkın olarak görünce aslında ikili ilişkiler konusunda kendime haksızlık ettiğimi düşündüm bir an. Sonra bu fikrimden hemen vazgeçtim tabi karşı komşunun kızı beni camdan görüp kaçarcasına perdeyi hızla çekip içeri gittiğinde. Zaten bu evi o kız sayesinde verdiler bana. Buna eminim. Yoksa bekara ev nerde?
Bunları düşünüp üstümden atmaya çalıştığım "kiranın son günü ve Rıza amca sendromu" bir türlü bırakmıyor yakamı. Kafamı başka şeylerle meşgul ederek bundan kaçamayacağımı bilmeme rağmen işime geldiği gibi davranmayı yeğlemem benim hemen her konudaki güçsüzlüğümü ve kişiliğimdeki derin yarıkları daha da arttırıyor. Bunu bile bile devam etmeye çabalamam da medet umduğum boş çabalarımdan biri işte...
İnsanlar bana güvenip evini veriyor ama ben kendime olan güven sorunumdan dolayı bir iş bulamayıp belki de binlerce Rıza amcanın umutlarını ve güvenini boşa çıkarıyorum. Gerçi aslında olaya şu açıdan da bakılabilir. Rıza amca bana değil, alacağı kiraya güveniyor. Kirayı alamayınca bana güvenmeyecek. Yani bana duyulan güven aslında kira ile bağlantılı. Rıza amca bile bana değil, kirayı vereceğime güveniyor! Bana kimse güvenmiyor! Ev sahibim bile... Gerçi diyelim ki güvendi ben yine de kirayı ödeyemeyeceğim. Belki bu daha kötü. Güvenilir olmak insana büyük sorumluluklar yükler. Güvenilmez olunca zaten senden doğru bir şey beklenmediği için rahat olabilirsin. Ayrıca paraya güvenen insanların bu güvenini sarsmak bir Robin Hood'luk değil de nedir?
Rıza amca yarım saate kadar gelir. O geldiğinde bu kişisel Robin'liğimin ona sökmeyeceğini biliyorum. Bu nedenle kendi kendime kahraman olduğumu iddia etmemin anlamı yok. Zaten Rıza amca için kiradan başka bir şeyin anlamlı olduğunu sanmıyorum. Dolayısıyla paraya güvenenlerin bu güvenlerini sarsma girişimime çok da sempatiyle yaklaşmayacaktır. Oysa ben bugün ona sempatik görünmek zorundayım ne yazık ki. Yani ikiyüzlü davranmak zorundayım. Robin olsa bunu yapar mıydı bilmiyorum ama Sherwood ormanının sahibi Rıza amca olsaydı onu da görürdük!
Rıza amcayı hangi şirinlikle razı edebilirim acaba sonra ödemeye? Sanki bir sürü şirinliğim varmış da her durum için bir başkasını kullanıyormuşum gibi davranıyorum nedense. Oysa benim bir şirinliğim falan yok. Bu durumlarda kullanabilmek için bir şirinlik edinmedim zamanında kendime, şimdi de bunun sıkıntısını yaşıyorum işte. Ben kendi eksikliğini kapatmak adına kahramanlığa soyunan, riyakar, sorumsuz ve sorunlu biri olarak kendime bile şirin gelmiyorum ki şu anda, Rıza amca ne yapsın? Değil mi ama? Belki öyle, belki değil.
Şu an çaresizliğime uydurduğum bu kılıfları bir eksiklik olarak adlandırmam benim de işime yaramıyor, Rıza amcanın da... Rıza amcanın işine yarayan tek şey bu ev ve alacağı kira. Şu an beni evden atsa bile kızamam ona. Çünkü o da çaresiz. Rıza amca ile ortak bir özelliğimiz var aslında. İkimizin de derdinin çaresi para. Lidyalılar parayı bulurken bunları tahmin edememişler, orası kesin. Hadi Rıza amcayı tahmin edebilirler, ne de olsa mal sahibi ama beni asla tahmin edememişlerdir. Ben bir tahmine bile konu olamayacak kadar değersizim. Yaşadığım yer bile benim değil, kiracıyım sonuçta. Tamam bu dünyada herkes kiracı mantığıyla yaklaşmak işime gelebilir ama buna sığınarak bir yere varamam. Hatta inancı yerinde beş vakit namazında niyazında olan Rıza amcaya bile bunu bahane edemem. Tamam ederim etmesine ama sonuç çıkmaz.
Evden çıksam, şimdi gitsem, geceyarısı dönsem geri... Rıza amca beni bulamasa ben bir gün daha kazanabilirim belki ama kendime saygımı tamamen yitirmeme neden olacaktır bu. Az da olsa kendime saygım var hala. Şirinliğim olmadı hiç ama her zaman biraz kendime saygı ayırmışımdır bir köşeye. Kendime saygım para etmiyor ama ne yazık ki. Bana bir itibar da kazandırmıyor Rıza amcanın gözünde. Robin hadisesi bile bundan daha itibarlı kalır.
"Ben gidecektim evden ama kendime saygım yüzünden kaldım. Param yok Rıza amca. Bu ay kirayı zamanında veremiyorum..." olmaz. Rıza amca sormayacak mı "İyi de evladım bana hiç mi saygın yok? Neden kirayı zamanında vermiyorsun?" diye? Sorar tabii. Çünkü o bu evin sahibi. Burda soruları o sorar. Ben de sanki kendime sorduğum sorulara düzgün cevaplar verebiliyorum da Rıza amcaya cevap verebileceğim. Mümkün değil. Susup cezama razı olmam gerek bu durumda. Bu da beni şirin değil aciz yapacak. Rıza amca daha da üstüme gelecek bu acizliğimi görünce... Yapma Rıza amca...
Kendime saygımı kiracı olduğum bu evde bırakıp gidiyorum Rıza amca... Eşyaları sat, kiraya say. Kendime güvenimi satma ama, para etmez. Parselleyip villa yapmadılarsa Sherwood Ormanı'na gidiyorum. Mal sahibi mülk sahibi Rıza amca... Hani bunun kiracısı Rıza amca?
tabii continued...
mustafa akyol
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder