Gözbebeklerin çok uzak benden... içinde kendimi göremem. Bir çağlayansın içimde akan, bendimi derdest edersin, bir türlü önüne geçemem. Yıkma artık duvarlarımı, bari onları bırak bana! Hep onlar beni korudular .. unutma ki, senin yokluğunda onlara ihtiyacım var.
Gözbebeklerini saklamasaydım geçmezdi geceler ardın sıra .. Acıklıdır gecelerim bilmezsin... ve o gecelerdir içimdeki çocuğu kimsesiz kılan. Gece yatağıma yattığımda seni arıyorsa ellerim, durum vahimdir artık .. Çareler ikinci bir emre kadar ertelenmiştir. Acılar bastırmaktadır yine. Gece baskınlarının ganimetleridir acılarım için, bedenimden uçup giden ellerinin izi...
Sonu varsa her şeyin, anladım ki ikimiz aynı sonda buluşacağız. Başka türlü olamıyor bir tanem. Sabahlarım aydınlık olamıyor! Yalnız ve üşümüş ellerim yüzüme gidiyor .. ıslak bir yüz oluyor elimin altında daima. Körükleme bunu daha fazla. Ateşini körüklemeyi sensiz gecelere bırak! Çünkü onlar bana ne yapacaklarını çok iyi biliyorlar ..
Geleceğim, geleceğin güne bağlı... o günler de gecelere. Ne yapsam kurtulamıyorum gecelerden. İlk ışıklar hep parlak olur derler ama güneş bana oyun oynuyor. Rollerimiz paylaştırıldı bir süre önce. Herkes yerini biliyor.
Güneş doğudan doğuyor mesela. Ay da doğudan batıya hareket ediyor. Sen oradasın, yerin belli ve o yer benden uzak.
Bense savrulmaktayım gündüzden geceye, geceden gündüze.
Yerim yok benim bu anlamsız hikayede!
mustafa akyol
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder