bir yolda yürürken

Yürümek yaptığım en düzgün iş belki de.... Çünkü basit. Eğer imkanlar elveriyorsa fiziksel olarak bir adım atıp sonra öbürünü atmak fazla bir sorun yaratmaz, değil mi? Yani yaratmamalı en azından. Bebekken yürümeye başlamışım ben de çoğu kimse gibi. Ama hatırlamıyorum o günleri.. Tuhaf yani.. insan nasıl olur da hatırlamadığı bir zamanda yapmaya başladığı bir şeyi hala sürdürebiliyor? Yoksa sürdüremiyor mu? Ya da hergün yeniden mi öğreniyor? Nasıl öğreniyor? Niye öğreniyor?

Memleketimin yolları çöpten geçilmiyor. Belediye Başkanı'na teşekkür etmeye gitmediğim iyi olmuş! Önce yolları temizlesin, sonra giderim.. belki. Aslında gitmesem de olur. Görevi yani sonuçta. Bir insan görevini yapıyor diye ona aferin denmez. Yoksa denir mi? Yok canım olur mu öyle şey.. denmez, denmemeli. Yani zaten yapması gerekiyor. Hem şu an yapmıyor bile.. gecikmiş yani yapmakta. Ufff neyse...

Kadınlar.. Heryerdeler.. ve bana bakmıyorlar. Yoksa ben görünmez miyim? Öldüm de ruhum mu geziyor şu an? Yok yaa ölsem bir kere açlık hissetmem. Nerden belli ki? Sanki daha önce öldüm de biliyorum... Belki hissedebiliyor ruhlar da bunu.. Ya gerçekten öldüysem? Ya görünmez olduysam? Ya amanın.......

havada:

Muz kabuğu... Tanrım neden ben? Hem görünmezim hem de muz kabuğuna basıp kaydım! Ruhsam kaymamam gerek değil mi? O zaman ölmemişim!... ama ama ya ruhlar kayabiliyorlarsa? Görünmezsem peki muz kabuğu beni nerden gördü? Offf saçmalıyorum! Görmeden de kaydırabilir ayağımı!.. Muz kabuklarına güven olmaz! Hayatımda hiçbir muz kabuğuna güvenip iş yapmadım ben... Nasıl basıp kaydım şimdi, nasıl görmedim? Görünmez olmak insanı kör yapmaz değil mi? Yani hiçbir şekilde affedilir yanı yok bunun.

Daha önce de gelmişti bu başıma ama o zaman görünmez değildim. Yanımda bir arkadaşım daha vardı. O beni görebildiğine göre bundan emin olabilirim değil mi? Olabilir miyim? Onun da görünmez olması ve ben de görünmez olduğum için beni görebilmesi ihtimalini değerlendirmek bile istemiyorum.. Hem kızlar da onu görebiliyordu. Çünkü yakışıklıydı. Altıncı His filminin sadece bir film olduğunu varsayarsak, ben de görünüyordum o zamanlar. Peki şimdi niye böyle?

Yediğim bir gıda neticesinde bu hale geldiğimi düşünmek çok yüzeysel bir yaklaşım olur değil mi? Uzaylılar tarafından bu hale getirildiğimi düşünmek de pek çok bilimadamını birbirine düşürebilir ama niye düşürsün ki? Zaten görünmez değil miyim ben? Bilim adamlarının geneli görmediğine inanmaz ki... Hale bak yaa! Hasta olsam doktora bile gidemem! Acaba kendim görünmesem de sesim duyulabiliyor mu? Ses sonuçta dalgadır yani, duyulması gerek. Şimdi bağırsam mı? Bu herşeyi daha güç duruma da sokabilir ama yapmalı mıyım? Ne yapmalıyım? Sesim de duyulmuyorsa ben artık bir ölüden farksızım demektir. Belki de zaten ölüyüm o da tam olarak kesin değil.

Şimdi bağırırsam ve gerçekten sesim de duyulamıyorsa o zaman daha çok yıkılmaz mıyım? Şu an en azından bir ümidim var ama o zaman o da kalmayacak belki. Gerçeklerden kaçmak da doğru değil ama... Sonra niye bağırmadım ki diye kendimi de suçlayabilirim - ki zaten yaparım bunu, en iyi yaptığım iştir kendimi suçlamak - . Ne yapmalıyım? Şu an bağırmazsam belki de bir daha hiç bağıramayacağım! Belki bu şu an bana verilen bir şans ve bağırınca tekrar görünür hale gelebileceğim ve şu an bunu değerlendirmeyerek hayatımın hatasını yapıyorum!

Bir yandan bağırmak da istiyorum aslında ve hemen karar vermeliyim!

Ego: Geronimooooooooooooooo!!!!!!!!!!!.........

tekrar yerde:

Ahhhh! Kötü düştüm! Hııı? Aman tanrım çevremdekiler bana bakıp gülüyorlar! Demek.. demek görüyorlar beni! Ohhh çok rahatladım!

Yalnız şimdi şu var... Beni zaten görebiliyorlar mıydı yoksa bağırdığım için bana verilen o şansı kullandım da ondan mı beni görmeye başladılar? Bilmiyorum ama bildiğim tek şey rezil olduğum... Bir de bağırdım yaa.. Hadi kaydın, niye bir de bağırıyorsun? Hafif de büyük ustayı anayım dedim. Komplo Teorisi filmindeki büyük usta da böyle bağırırdı. Ama iyi yaptım belki de. Bağırmasam tekrar görünür hale gelemeyebilirdim... Şu kız da amma güldü ha!

Neyse artık ayağa kalkmalıyım ve muz kabuklarına dikkat etmek için kendime söz vermeliyim. Başkasına söz vermesem iyi olur. Tekrar kayarsam kendime verdiğim bir sözü tutmamamın getireceği sıkıntı, başkasına verdiğim sözü tutmamanın vereceği sıkıntıdan daha evladır hiç olmazsa. Hem zaten kendimi de kandırabiliyorum, o kapı da açık. Çok zekiyim ben yaa...

Bir de düzgün yürüyebilsem. Sanırım ayağım burkuldu. Ama en azından görünürüm. Pollyannacılık oynamayı teklif etsem şu kıza kabul eder mi ki? Hem çok güldü demin, mutlu birine benziyor. Düşme anında düşündüklerimi anlatmasam iyi olur, tuhaf gelebilir. Sanki yazmakla kendimi daha tuhaf bir konuma sokmamışım gibi saçmalayıp duruyorum. Kime ne benim düşmemden kardeşim? Ben topluma malolmuş bir adam mıyım ki kayıp düşmem milleti ilgilendirsin? Ne diye yazdım ki bunları ben? Ne diyeeeeeeee?¿!

mustafa akyol

Hiç yorum yok: