Beklemek, hayatımızdan ölümümüze verdiğimiz zamanlara ilişkin bir kavramdır. Ölümsüz değilim ve sana bir şey söylemek istiyorum. Beklemekten bıktım artık. Ölümüme bir ömür bekleyiş sığdıramam. Çünkü o kadar zamanım yok.
Bir orman düşün şimdi. İçinde bir sürü değişik türden ağacın bulunduğu koskoca bir orman. O ormanda bir ağaç olduğunu düşün, yaprakları göklerle kardeş. Gören herkesin hayran olduğu bir ağaçsın ve ulusun. En yüksek noktanı kimsenin göremeyeceği kadar.
Sonra beni düşün. Dallarında dolanan küçük bir kuşum ben ... Beni fark etmeyecek kadar büyüksün sen ve fırtınalardan koruyacak kadar yücesin. Senin dallarında olduğumdan kurtulmuşum birçok fırtınadan. Sana körkütük bağlanmışım. Özgürüm bir kuş olarak ama müebbet bir mahkum kadar hapsindeyim. Dallarında dolanıyorum. Her an içindeyim. Güneş yapraklarının arasından kayıp gidince baykuşlar konuyor dallarına ... Tüm gücümle onları kovalıyorum.. Seni kıskanıyorum!..
Koskoca gövdende küçük bir kovuk var. İçine giriyorum şiddetli rüzgarlarda. Benden başkasının bilmediği bir yer orası.. İçini biliyorum senin, içinde uçuyorum bazen. Sen beni yine de fark etmiyorsun!
O kimselerin göremediği en yüksek noktana çıkıyorum gündüzleri. Ben görüyorum o noktayı, biliyorum herkesten sakladığın o güzelliği ...
Sonra çok çok yükseklere çıkıyorum. Sana bakıyorum oradan. Küçücük görünüyorsun gözüme. Senin yüceliğini biliyorum ama yine. Yükseklerde içim daralıyor, tekrar dallarının arasına giriyorum. Huzur buluyorum orada, besleniyorum.
Seni çok seviyorum. Yuvamsın, ekmeğimsin, aşımsın, aşkımsın... Bir canlının ihtiyacı olan ne varsa hepsini sende buluyorum. Bir tek sevginin eksikliği var o kuş yüreğimde. Onu da sana olan büyük aşkımla kapatmaya çalışıyorum kendimce.
Ben seni çok iyi biliyorum ama sen beni?.. Göremiyorsun bir türlü! Yalnız olduğunu sanıyorsun ... Yanılıyorsun! Her yerinde ben varım. Fark etmediğin sürece yalnızsın sen sadece.
Kimsenin içini bilemeyeceğini düşünüyorsun. En yüksek noktanı ya da ... Ama ben biliyorum işte!. Küçücük bir kuş... İnanmıyorsun değil mi?. İnanmazsın tabii ki. Sen ulu bir ağaçsın çünkü! Kalbimin seni alamayacak kadar küçük olduğunu sanma sakın. Belki küçük ama seninle doludur içi. Dopdolu ...
Ama ben bir kuşum sevgilim. Gezerim oradan oraya. İçini de bilirim, dışını da. Hangimiz daha karmaşık?.. ve hangimiz daha çaresiz?
Hava iyiden iyiye soğuyor sevgilim. Gör beni artık yalvarırım. Göç mevsimim geldi. Göçüp gideceğim yakında. İstemiyorum gitmeyi ... Kendime yediremiyorum. Kış kuşları dallarında uçacak senin. Küçücük yüreğim bunu kaldıramaz sevgili! Gör artık beni!
...
Son mevsimi geldi ömrümün. Bekleyecek vaktim kalmadı artık... Vaktim olsaydı beklerdim ... inan bana beklerdim.
Yaprakların sararmaya başladı işte. Seni mevsimlerden koruyamadım affet beni. Gidiyorum artık buradan. gitmek zorundayım. Sıcak ülkelere gidiyorum sanma sakın. Gittiğim yeri bilmeyeceksin, beni bilmediğin gibi ... Hoşça kal sevgili!
Hoşça kal...
mustafa akyol
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder